«

»

Kas 04

‘Havva’nın Üç Kızı’ Kitap Yorumu

 

Havva'nın Üç Kızı yorum

 

Elif Şafak !

Ne yazarsa yazsın okurum !

İster roman, ister hikaye, ister köşe yazılarından bir derleme. Çıkar çıkmaz hemen alırım ve başlarım okumaya keyifle !

Dili, konusu, kurgusu herşeyiyle sarar beni Elif Şafak’ın kitapları…

Havva’nın Üç Kızı’nı da çıkar çıkmaz alıp yine bir solukta okudum; ama yazın blogla pek uğraşacak ruh halini kendimde bulamadığım için yorumumu yazamamıştım 🙂

Şimdi eşimin bir kongresi sebebiyle yine kızımla bir otel odasındayken başladım yazmaya epeydir aklımda olan kitap yorumumu. Masanın üzerinde Defne’nin valizle getirdiğimiz oyuncakları…O Barbie eviyle oynarken ben de bir yandan bunları yazıyorum bir yandan da onun isteği üzerine boya kalemlerimizle onun ve kedimiz Muhsin’in resimlerini çiziyorum 🙂 (muhteşem yeteneğimle) Kısacası pek bi keyfim yerimde çok şükür…

Gelelim Havva’nın Üç Kızını’na …

 

Havva'nın Üç Kızı yorum

‘Roman’ın kapağından Peri, Mona ve Şirin adında birbirinden tamamıyla farklı 3 kızın hikayesini okuyacağınızı düşünseniz de aslında ana karakter Peri. Peri Türkiye’de annesi, babası ve iki abisiyle yaşayan genç bir kız. Annesi aşırı dindar ve tarikat gibi konulara hayatını adamış bir kadın. Babası ise tam tersi dinle dalga geçen, içki içen bir adam. Peri’nin anne ve babası sürekli atışma içindeler. Peri ise hem annesini çok seviyor hem de babasını. Ama bu zıt kutup olan bir ailede yaşaması onu arafta bırakıyor ve Tanrı’yı sorguluyor. Ne tam annesine yakın, ne de babasına…

Lise bitince Oxford Üniversitesi’nde eğitim hakkı kazanan Peri’cik anne ve babasının refakatliğinde Oxford’a gidiyor. Bu arada kitabın diğer iki ana karakteri zannettiğiniz Mona ve Şirin’le tanışıyor. Mona, islam dininin barış ve sevgi dini olduğunu savunan ve bu konuda çalışmalar yapmaya çalışan, başı kapalı ve kapalı olduğu için aşağılanan genç bir kız.

Şirin ise İran’lı ateist bir genç kadın. Olabildiğine dolu dolu ve çılgınca yaşayan Şirin ve islamofobiyle savaşan Mona, Peri’nin Tanrı arayışını ve arafını kuvvetlendiriyor. İkisiyle de arkadaş olan Peri sorularının cevabını Oxford’un en ünlü ve en sıradışı profesörü olan Azur’un derslerinde aramaya başlıyor. Ama bu derslerde Peri’yi büyük bir skandala sebep olacak ve hem kendisinin hem de Azur’un hayatını değiştirecek bir aşk bekliyor!’

Kitabın kısaca özeti böyle…

 

Havva'nın Üç Kızı yorum

Gelelim benim yorumlarıma…

Öncelikle genel olarak söyleyeyim ki evet kitap sürükleyici. Dili alışık olduğumuz Elif Şafak dili… Farklı kelimeler, güzel tasvirler vs. Hepsi tamam…Sıkılmadan da okudum bir solukta. O da tamam;

ama gel gelelim kitap beni biraz hayal kırıklığına uğrattı diyebilirim. Bana oldukça abartı gelen yerleri vardı. Ama en abartısı Peri Oxford’a gittiğinde anne ve babasıyla birlikteyken Şirin’le tanışıyor. Bunlarda bir muhabbet bir muhabbet. Türkiyede akademik bir kariyeri olmayan hangi anne baba hala bu zamanda biriyle politika ve dinden konuşacak kadar yabancı dil biliyor ? Her halde yabancı dil öğretmeni olduğum için burası konuda en çok dikkatimi çeken yer oldu:) Biraz komik bir abartı olmuş, gerçeklikten de epeyce uzak

Öte yandan başından beri skandal o kadar büyütülüyor ki, sonunda çok bomba bir açıklama gelecek diye bekliyorsunuz. Ama maalesef ki hem sonu başından belli olan ve belki de şaşırtır diye bekleseniz de sizi şaşırtmayan hem de basit bir son olmuş bence 🙁

Ne desem ne desem… Elif Şafak olduğu için okudum sadece. Ben genelde yazıdan çok yazara bağlı olanlardanım. Bir yazarla yakınlaştıysam eğer, her şeyini okurum onun. Bu sebeple çok da kötü eleştiremeyeceğim. Çünkü Elif Şafak’ı çok seviyorum.

Yani nasıl desem biraz yavan bir tadı var…
Okuyorsun; ama Elif Şafak’a göre oldukça basit…
Kitabın arka kapağını okuduğunuzda 3 farklı kızın dostluğundan bahsedilecek sanıyorsunuz; evet farklı 3 kız var; ama Peri dışındakiler sanki sadece Peri’nin Tanrı sorgulayışını kuvvetlendirmek için yaratılmışlar. Geçiştirilivermişler gibi…Beklenilen gibi 3 ana karakter yok kitapta aslında…

İşte benim yorumlarım böyle. Tabi ki her zaman yazdığım gibi benim kitap yorumlarım keyfi… ben sadece bir okuyucuyum. Bu konuda bir bilir kişi değilim. Bunlar sadece kişisel fikirlerim…

Elif Şafak seni hala çok seviyorum!
Evet yeni bir roman yazdığında yine hemen koşup alacağım; ama Havva’nın Üç Kızı beni çok da içine alamadı maalesef…

Sevgiyle !

Bir önceki yazımız olan Ev Yapımı Sihirli Değnek başlıklı makalemizde denenmiş mutluluk tarifleri, sihirli değnek ve şermin çarkacı kitapları hakkında bilgiler verilmektedir.

8 yorum

Yorumu formunu geç

  1. ece

    yani Elif Şafak biraz garipleştin. Evet akıcı ama yani bu kadar mı sonu kötü olur.:Öyle havada yani. Ayrıntılar geçiştirilmiş fln. Vallahi ben beğenmedim. Elif Hanıma yakıştırmadım. Nerde o Aşk romanı nerde bu 🙁

  2. Nur43

    Çok çok severek okudum kitabı. Zaten elif Şafak fanıyım !
    Olumsuz yorumlarına pek de katılamıycam.

  3. Fatih

    Bende kitabı yorumlayan hocama katılıyorum basite indirgenmiş bir eser olmuş. Kitabın adından yola çıkınca derinlere indirecekmiş gibi bir konusu olduğunu düşündüm fakat o derinlikte yazılmamış Elif hanıma göre yüzeysel yazılmış bir eser olmuş

  4. Esra

    Roman çok güzeldi klasik elif şafak anlattımı çok sürükleyici ve akociydı merak uyandırıran yerleri fazlaydı fakat sonu beni hayal kırıklığına uğrattı cok basit bir sondu bu kadar güzel bir romana güzel bir son yakışırdı aşk kadar etkilemedi beni elif şafakı çok seviyorum yeni eserlerini 4 gözle bekliyorum başarılar dilerim…

  5. hasret demir

    itiraf etmekten pek hoşlanmam ama sanırım bende elif şafak fanıyım
    Ona yapılan kötü yorumlara hazmedemiyorum.
    Onun kitaplarını okurken kendimi ona çok yakın hissediyorum ama kitabı kapattiğimda bana çok uzak olduğu gerçeği çarpıyor yüzüme ben batmanın unutulmuş ücra bir köşesinde o londra da ya da ıstanbul da varlığımdan bile habersiz ben etrafima baktığımda mısır tarlaları görüyorum onun manzarası muhtemelen benimkinden çok farklı..
    Bunları duşununce çok yersiz ve saçma buluyorum ona olan hayranliğimi

  6. Emre

    Kitap, elif şafak ve okuyucular için tam bir zaman kaybı olmuş.Elif hanım 418 sayfayı yazmakla uğraşmak yerine; ben bu türklerin, müslümanların, ortadoğuluların gelmişini, geçmişini diye devam eden, toplamda üç ile on satır arası bir küfür yazıp, bunu editörüne 418 sayfa olarak bastırsaymış, o da, ne yazarsa yazsın onu okumaktan geri kalmayanlar da, zamandan tasarruf ederek aynı tatmine ulaşırmış.

  7. Tülay Gözübüyük

    Havva’nin üc kızı romanini okudum. Okurken insnilmaz sıkıldim. Gereksiz abartilarla, gereksiz ve fazladan uzatmslarla kitap 418 sayfayi bulmus. Konu o kadar gelistirilmiski sonuc 20 sayfaya sıkıstirilmiş. Ne zaman bir sonuca baglayacak diye beyhude bekledim. Okuyucuya hic bir sey vermeyen, ticari kaygi ile yazilmis. Sonuc havada kalmiş. Kitap neredeyse sonuna kadar oyle bir abartmayla geliyor ki, oyle bir geliş guzel final yapmali k, bir seye bdnzesin. Hic begenmedim. Okumasi icin kimseye tavsiye etmem.

  8. Büşra Kara

    Elif Şafak ‘ın dili oldukça basit ve akıcı güzeldi ama gel gelelim o kitaba o son hiç olmamış. Yani çok fazla büyütülen, kitabın başından beri bahsedilen o skandalın kitabın sonunda gayet basit kalmasını ve son otuz sayfaya sığdırılıp çabucak bitirilmiş olmasını kötü buldum. Sonuç olarak beğenemedim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

CAPTCHA (Şahıs Denetim Kodu) Resmi

*