«

»

Şub 24

Kürk Mantolu Madonna

 

 

kürk mantolu madonna 0

 

Aslında uzun zamandır revaçta olan bir roman Sebahattin Ali’nin ‘Kürk Mantolu Madonna’sı…

Ama ben tabi ki malum nedenlerden dolayı kitap modasını artık biraz geriden takip ettiğim için bu kitabı ancak okuyabildim. Henüz dün akşam bitirdim ve sıcağı sıcağına etkisi üzerimden geçmeden yazıyorum.

 

Sebahattin Ali’nin okuduğum ilk romanı ve aslında eski basım bir kitap olduğu için dili veya anlatımı açısından biraz tedirdindim başlarda. Kitabın kapağından ve adından anladığım üzere bir aşk romanıydı ve sıkıcı olacağını düşündüm.

Normalde sadece aşk içerikli romanları pek tercih etmem ama yine de bir şans vermek istedim Kürk Mantolu Madonna’ya.

 

Tabi ki okuduğum 10,15 sayfa sonrasında kesinlikle sadece bir aşk romanı olmadığını anladığım kitabın anlatımına, içerdiği duygulara ve psikolojik tasvirlerine gerçekten hayran kaldım!

Bir şans vermek mi 🙂

Güldüm sadece kendime…

Ne kadar da sürükleyici, harika bir dili var !

 

kürk mantolu madonna

 

 

Gelelim konusuna:

 

Roman iki baş karakteri Maria Puder ve Raif Efendi’dir. Kişilik olarak Raif içine oldukça kapanık, yaşama sevincini kaybetmiş ve kendini dış dünyadan tamamıyla soyutlamış bir karakterdir. Maria ise Raif’in tersine kendi başına buyruk, özgür ve güçlü bir kadın karakterdir.

Raif hayatında yaşadığı Onu en çok etkileyen ve tüm yaşamını yönlendiren tek anısı bir deftere yazar.

Raif 20li yaşlarında babası tarafından meslek öğrenmesi amacıyla Berlin’e gönderilir. Berlin’de sanata olan ilgisinden dolayı rastgele bir resim sergisine girer. Bir çok tablo arasından tek bir tablo dikkatini çeker ve gözlerini tablodan alamaz. Tablo Maria Puder adındaki bir ressamın otoportresidir. Raif bu tablodan okadar etkilenir ki her gün o tabloyu görmeye sergiye gider. Önünde saatlerce durur, bakar, düşünür. Ve hiç tanımadığı bu kadına aşık olur.

 

Sonrasında yine rastlantı sonucu tablodaki kadınla yani KÜRK MANTOLU MADONNA’yla tanışır ve aralarından sadece 3,4 ay süren oldukça derin bir aşk yaşanır. Raif, Maria’yı okadar çok sever ki, Onsuz yaşayamaz hale gelir. Maria ise kendindeki eksiği ‘inanmayı’ Raif’le tamamlar.

 

 

Bir gün Raif babasının ölüm haberiyle memleketi Havran’a dönmek zorunda kalır ve Maria’yla tekrar görüşmek üzere vedalaşırlar. Bu mesafe sırasında mektuplaşırlar. Fakat bir süre sonra Maria’nın mektupları kesilir. Raif zaten korkuyla bağlı olduğu Maria’nın kendisinden vazgeçtiğine inanır ve o da başka bir hayata yönelir. Mutsuz bir evlillik yapar, olması gerektiği için çocukları olur; ama Maria’dan sonra hayatı tamamen boşalır ve her şeye küser. Adeta sadece yaşamak için yaşamaya * zaman doldurmaya başlar *

 

10 sene sonra öğrendiği gerçekle derinden sarsılır. Tüm bu olanları defterine yazmıştır ve İş arkadaşı Rasim’in Raif Efendi’nin bu yazdıklarını okuması hayatında büyük bir tesir bırakacaktır.

 

 kürk mantolu madonna

 

 

Kitabı okurken altını çizdiğim bir çok yer oldu, işte Kürk Matolu Madonna’dan Mine’ce alıntılar:

 

 

 

İnsan tahammül edemeyeceğini zannettiği şeylere pek çabuk alışıyor ve katlanıyor. Ben de yaşayacağım…Ama nasıl yaşayacağım !..

 

Çok kere etrafım tarafından yanlış anlaşılmama, aptal yerine konmama sebep olur ve beni üzerdi. Hiçbir şey beni, hakkımdaki bir kanaati düzeltmek mecburiyeti kadar korkutmazdı.

 

Hayatta hiçbir zaman kafamızdaki kadar harikulade şeyler olmayacağını henüz idrak etmemiştim.

 

Eğleniyorlardı, yaşıyorlardı. Ve ben, kafamın içine ve yalnız kendi ruhuma kapanmakla onların üstünde değil, altında bulunduğumu anlıyordum.Şimdiye kadar zannettiğim gibi, kitleden ayrılmanın bir hususiyet, bir fazlalık değil, bir sakatlık demek olduğunu hissediyordum. Bu insanlar dünyada nasıl yaşamak lazımsa öyle yaşıyorlar, vazifelerini yapıyorlar, hayata bir şey ilave ediyorlardı. Ben neydim ?Ruhum bir ağaç kurdu gibi beni kemirmekten başka ne yapıyordu ?

 

Kaybedilen en kıymetli eşyanın, servetin, her türlü dünya saadetinin acısı zamanla unutuluyor. Yalnız kaçırılan fırsatlar asla akıldan çıkmıyor ve her hatırlayışta insanın içini sızlatıyor. Bunun sebebi herhalde ‘Bu öyle olmayabilirdi!’ düşüncesi, yoksa insan mukadder telakki ettiği şeyleri kabule her zaman hazır.

 

Benim gibi kitap modasını geriden takip ediyorsanız veya bir türlü bu kitabı okuyamadıysanız kesinlikle okuyun !

 

Şiddetle tavsiye edilir!

Bir önceki yazımız olan Oscarlı Beni Unutma 'Still Alice' başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

CAPTCHA (Şahıs Denetim Kodu) Resmi

*